Pages

24.6.10

And So I Watch You From Afar


























Bazı özel gruplar vardır kendi sesleri olan. Dinlediğinizde algılarsınız başka birşeye benzemediğini. Irlandalı And So I Watch You From Afar (ASIWYFA) da bu etkiyi bırakmıştı bende ilk duyduğumda. Saf enerji, coşku, kaotik gitarlar, patlayan davullar, dehşet konser performansları...Genel geçer bilinen Post-rock'ın üstündeki melankolik havayı dağıtan,ölü toprağını uçuran o hardcore, progressive,punk,thrash sound. Aylar boyunca dönüp durdu 2009 çıkışlı grubun adını taşıyan son albümleri listemde ve gittiğim her yerde. Kafamda bir türe oturtmaktan çoktan vazgeçtim çünkü onlar kendi müziklerini yapıyorlar, kendi gitarlarını parçalıyorlar ve yerlerinde hiç durmuyorlar. Bahsettiğim o enerji de zaten burada ortaya çıkıyor ve böyle bir tadın sadece bu grupta varolduğunu anladığınız an zaten bir daha vazgeçemiyorsunuz. Her zamanki gibi sözün bittiği yerde de videolar başlıyor zaten.


Önce harika klibiyle "A Little Solidarity Goes A Long Way"






"Voiceless" da eksik kalamaz tabii.






"This Is Our Machine And Nothing Can Stop It" isimli EP'lerinden "Holylands, 4am"






Klipleri bitirdikten sonra en heyecanlı kısma gelmiş bulunmaktayız. O da tabii canlı performanslar. Grup kendini bu konserlerde belli ediyor zaten izleyince siz de yazdıklarıma hak vereceksiniz. Hayranı olduğum Bandwidth ekibi yine yapacağını yapmış. "Set Guitars to Kill", "S is For Salamander" geliyor ardı ardına. Ekibin 3. videosu ise grubun aynı iki parçayı Dublin'de alelade bir müzik mağazasında çalarken görüntülendiği oldukça doğal bir performans. Öyle ki haftada en az bir kere izlemeden kendime gelemiyorum.












Dayanamayıp "A Little Solidarity Goes A Long Way" ve "I Capture the Castles" parçalarını da koyuyorum o halde.



14.6.10

Ambulans: Albüm öncesi ilk konser




Yeni grupları, yeni şarkıları dinleyip değerlendirmeyi beğeniyoruz.Yerli rock gruplarından bir yenisi Ambulans "Ambulans albüm öncesi ilk konser" adı altında bir etkinlik haberi vermiş Facebook sayfasından.


Bazı şarkılarını şöyle bir dinlemiş biri olarak konsere gitmeye değer diyebilirim. Albüm öncesi yeni bir grup dinleyip kendince irdelemek isteyenler için konser 17.06.2010 Perşembe günü saat 17.30'da Galatasaray Lisesi'nde.

9.6.10

Russian Circles



















Post-rock, Progressive post-rock, math-metal,  prog-rock, post-math-metal. Artık ben de bu türler arasında kaybolup gidiyorum hangisi uygun diye bulmaya çalışırken. Zaten müziği anlatmak zor zanaattır hep söylerim. O yüzden bir kalıba sokmak ne kadar uygundur bu apayrı bir tartışma konusu tabii günümüzde.

3 tane adam var Chicago'lu, 3 tane albümleri çıktı bugüne kadar [Enter (2006), Station (2008), Geneva(2009] ve yukarıda saydığım türlerin bütün elementlerini hayata geçirmiş ve bunu o kadar temiz bir şekilde icra ediyorlar ki aklım almıyor bazen. Saf, katıksız, gümbür gümbür geliyorlar. Albümler genelde 5-6 şarkıyı geçmiyor, hikayenin devamı gibi sanki hep akıyorlar kendi bütünlüklerini tamamlayarak. Bazen yavaş yavaş giriyor parça, melodik ilerliyor(Micah, Melee), bazen hiç acımadan eneriyi alıyorsunuz (Death Rides A Horse, Geneva), kimi zaman hep sakin sulardasınız (You Already Did, Xavii). Demek istediğim şu; mühim olan grubu bir türe oturtmak değil, grubun sizi nereye götürdüğüne bakmak lazım. Russian Circles albümlerini baştan sona şarkı atlamadan dinlediğim, kafamda kırk tilki dolaştırıp bunların kuyruklarını birbirine değdirmeden katıksız bir zihin açıklığı yaratan ender gruplardan. 


Artık sözü kısa geçip icraatlara gelmenin vaktidir öyleyse. Hızı kesmeden "Station" albümünden "Youngblood" parçasıyla başlayalım.






"Enter" albümünden "Micah":






"Station" albümünden "Verses":






"Enter" albümünden ve benim favori parçalarımdan "Carpe" olmazsa olmaz.






Son albüm "Geneva"'dan harika "Melee":






"Geneva" albümünden "Malko"'nun canlı kaydı sırada:






"Enter" albümünden aynı isimli şarkının canlı performansı:






ve tabii "Death Rides a Horse"